Dahi Çocuklar

Emel KALINKILIÇ

Dikkatinizi çekiyor mu, son dönemlerde çocuk yetiştirmeyle ilgili acayip bir akım var; dahi çocuk yetiştirme!

"Dahi Çocuklar





Nereye baksak hangi yöne dönsek, muhakkak bu konuda bir öneriyle/bilgiyle karşılaşıyoruz. Çocuğumuzu daha zeki olması için neyle beslemeliyiz, ne izlettirmeliyiz, ne oynatmalıyız, vs vs vs. Oyuncak reyonlarında bile var bu garip ayırım, ""zeka geliştirici oyuncaklar"" diye bir bölüm var. Sanki evde bitmiş kağıt havlu rulolarıyla hazırladığınız bir oyuncak zeka geliştirmezmiş gibi!.. Annelerde de aman benim çocuğum zeki olsun, dahi olsun, Einstein olsun gibi bir arzu var. Hangisi hangisini başlattı bilemem ama birbirini körükleye körükleye gidiyorlar. Diğer yanda hiç bu arzuyu taşımamış anneler de var tabii. Ama bu zavallıcıklar da “aman benim çocuğum diğerlerinden geri kalmasın, diğerleri süper akıllı, zeki dahiler olurken benim kınalı kuzum normal bir adamcağız mı olsun” diye mecburen uyuyorlar bu akıma. Ve başlıyor bitmek tükenmek bilmeyen macera.

Önce besinlere yöneltiyoruz dikkatimizi… Hamileyken şunları şunları yersek çocuğumuzun zekâsı süper gelişirmiş! Öylemiii, hemen koşuyoruz markete, alıyoruz o gıdaları, sabah onu, akşama bunu yiyip, süper zeki embriyomuzu beslemiş olmanın haklı gururuyla kalkıyoruz sofradan. Yetti mi? Ne münasebet! Daha müzik var sırada. Embriyomuzun zekasını geliştirmek üzere hazırlamış cdleri de dinliyor ve dinletiyoruz tüm hücrelerimize. İlmek ilmek işliyoruz zekâsını. Derken içimizdeki yolculuk tamamlanıyor ve meleğimiz dünyaya geliyor. Bombardımana bu sefer bu özneyle devam ediyoruz. Müzikler bu sefer o minicik kulaklara çalınıyor (ve de minicik beyinlere diyeceğim ama ne münasebet, o daha içerdeyken çabalaya çabalaya beyni geliştirdik ya. Şimdi minicik deyip de hakaret etmeyelim ) Süper zekâ geliştirici gıdalar bu sefer onlara yediriliyor. Omega 3’ler de unutulmuyor. Bu ekibe bir de oyuncaklar, görsel-işitsel uyaranlar ekleniyor sonra. Oyuncakçıların zeka geliştirici oyuncaklar bölümünden seçiyoruz oyuncaklarını. Sabah öğlen akşam, günde üç öğün de dahi yetiştiren vcd lerden seyrettiriyoruz gıda niyetine. Öyle ya, neredeyse bedenini beslemek kadar önemli bizim için beynini beslemek. Peki ama neden bu kadar çaba… Zeki/dahi bir çocuğu neden istiyoruz? Lütfen burada okumaya ara verip düşünün… Ve samimi bir şekilde cevaplayın. Neden istiyorsunuz çocuğunuzun akıllı/zeki/süper/dahi olmasını?.. Okul başarısı için mi?.. Sınıflarını hep taktirle geçsin, okul birincisi olsun diye mi?.. Ya da iş başarısı için mi?.. Büyük bir bilim adamı olsun, insanlık için önemli buluşlar yapsın diye mi?...
Sakın kendiniz için olmasın??? Benim oğlum/kızım şöyle zeki, şöyle başarılı diyebilmek için ... Ya da “ben falancanın annesiyim/babasıyım” diye kendinize bir kimlik kazandırmak için olmasın?.. Olmasın… Gerçekten de amaç bunların hiçbiri olmasın. Çünkü bunlar hayatın kendisi değil, tali yolları… Hangi yoldan yürürsek yürüyelim hepimizin ortak amacı mutlu olmak değimlidir? Sizin amacınız da çocuğunuzun mutluluğu olmalı, IQ puanı değil. Ona kazandıracağınız sağlam bir kişilik, kendine güven, koşulsuz sevme kabiliyeti gibi bileşenler inanın zekâ katsayısından çok daha önemlidir bu hayatta. Çok zeki olduğu halde gerçek hayata bir türlü uyum sağlayamayan, hayatını sadece laboratuarında, “diğer”/”normal”/”ortalama zeka” insanların mutluluğu için çalışarak geçiren, ya da hayatında birçok kez akıl hastanesine yatıp çıkmak zorunda kalan bir sürü insan var bu dünyada. Kimi zaman tarihe adını yazdırmış ünlülerdir bunlar, kimi zaman yan dairemizde yaşayan adamlar. Görmesini, anlamasını bilene yetecek kadar canlı örneklerdir bunlar hayatımızda… Hep bir ağızdan bize şunu söylerler: “mutluluğa giden yol basitlikten geçer…” Hepimizin görmesi, anlaması ve kendisine de çocuklarına da mutluluğu hedef koyması dileklerimle…
Ekim 2008 www.birmilyonkalem.com da yayınlanmıştır.
"