0001938173001-1.jpeg

Alzheimer Bizim Eve Uğradığında

Bu kitabı alırken kim bilir neler düşündün… Aklından kimler geçti… Belki annen için aldın bu kitabı, belki baban, belki eşin için. Belki de kendini düşünüp aldın… Seni buraya getiren kim oldu bilmiyorum ama sanırım yaşadıklarını az çok biliyorum. Nasıl da zordur Alzheimer teşhisiyle karşı karşıya kalmak! Teşhis kağıdında yazan sanki bir kelime değildir de, koskoca bir girdaptır seni içine alan… Önce inanmak istemezsin. Öyle ya, bir yanlışlık olmuştur belki de… bir daha mı bakılsa? Ama sonra anlarsın gerçeğin ne olduğunu. Sonra sorular belirir zihninde; şimdi ne yapıcam? Ne olacak? Nasıl olacak? Uzayıp gider soru listen. Bilmediğin tanımadığın bir süreç başlar önünde…İ

 

Yakıt ve yağ ikmali yapmadan zorlu koşullarda sürekli yol alıyorsunuz. Ne kadar devam eder araba? Bakım verenler de tam bu durumdaydı işte; tükenmiş ve yola devam edemez halde! Genelde bakım yükü, seçilmiş bir aile üyesine bırakılmış ve unutulmuş oluyordu. Bu bakım veren kişi, hasta ile bir başına kalıyordu. Kendine bakamıyor, istek ve ihtiyaçlarını karşılayacak zaman bulamıyordu. Sonuçta ne mi oluyordu? Evde iki tane hasta oluyordu!

Bunun üzerine, bakım verenler için bir psikoeğitim oluşturdum. Alzheimer hastalarıyla yaşayan, ona bakım veren kişilerle psikoeğitim grupları ve grup psikoterapileri yapmaya başladım. Klinik şefimizin, hocalarımızın, doktor arkadaşlarımızın, hemşire arkadaşlarımızın, tüm ekibin desteği ile uzun süre devam ettirdim bu çalışmayı. Harika sonuçlar aldığımız çok başarılı bir çalışma oldu. Birçok teşekkür mektubu ve takdir belgesi aldık. Benim için manevi doyumu çok yüksek bir iş oldu. 

Verdiğim kadar da aldığım, öğrettiğim kadar da öğrendiğim bir süreç oldu benim için. Oradan ayrıldığımda aklımın ve yüreğimin bir parçası Alzheimerle yaşayan hasta yakınlarında kaldı. Sanki onları bir başlarına bırakmışım gibi hissettim hep. Bu kitap işte bunun için doğdu. Klinikte olup bizzat sizlerle çalışamasam da yolunuza bir ışık olmak, uzaktan da olsa elinizi tutmak istedim.İşte bu kitap bunun için var. Bu belirsizliği senin için belirli kılmak için var.

Sorularına cevap bulman için var.

Nelerle karşılaşacağını ve bunlarla nasıl baş edeceğini anlatmak, işleri senin için kolaylaştırmak için var.

Seni içine düştüğün o girdaptan çıkarmak için var.

Uzaktan da olsa elini tutabilmek, tek başına değilsin diyebilmek için var.

Gülhane Askeri Tıp Akademisi Geriatri kliniğinde Alzheimer hastalarıyla çalışırken başladı her şey.  Fark ettim ki, bu süreç hastalar için olduğu kadar hasta yakınları ve ailesi için de zordu. Hastalar kadar onlara bakım veren yakınlarının da yardıma ve desteğe ihtiyacı vardı. Belirsizliklerle, anlaşılmazlarla dolu bu uzun  süreç tüm aile için zorlayıcıydı. Böylesi bir süreci yardım ve destek almadan atlatmaya çalışmak çok zordur. Düşünün bir arabanız var, yola çıktınız.

Bu kitap psikolojik bir yaşam rehberidir. Alzheimer ve demansla yaşarken sizi nelerin beklediğiyle ve nelere ihtiyaç duyacağınızla ilgili psikolojik bir kılavuzdur. Kitapta hem bilgilendirici tanımlar hem de pratik uygulamalar bulacaksınız. Tüm bu bilgi ve uygulamalar, hem aldığım eğitimlerimden hem de demans hastalarıyla ve bakım verenlerle yaşadığım birebir deneyimlerden yola çıkarak oluşturulmuştur. Kitabın bölümleri birbirinden bağımsızdır. Baştan başlayıp sona doğru sıralı gidebileceğiniz gibi, ihtiyaç duyduğunuz bölümleri tek tek de okuyabilirsiniz. Okuyup bitireceğiniz bir kitap değil, hep elinizin altında bulunacak bir yaşam rehberi hazırladım size. Sık sık açıp göz atmanızı, farklı sorunlar yaşadıkça ya da evreler değiştikçe kendinizi güncellemenizi tavsiye ederim.

 

Yazdıklarımın tüm okuyanlara ışık olmasını ve yolunu aydınlatmasını diliyorum.

İyi okumalar

Uzm.Psk.D.Emel Kalınkılıç

0001689504001-1.jpeg

Elveda Hastalıklar Merhaba Hayat

Okuduğum bir kitapta delilik şöyle tanımlanmıştı:

“Sürekli aynı şeyleri yapıp bu sefer farklı sonuç beklemek!”

Uzun uzun düşünmüştüm üzerinde. Günlük hayatta bunu ne kadar sık yaptığımızı düşünmüştüm. Hayatımızın büyük çoğunluğunun nasıl da tekrarlardan ibaret olduğunu…

Dikkat ederseniz, hayatımızın büyük bir kısmını bilinçli bir farkındalıktan yoksun, düşünmeden, sadece alışkanlıklarla yürütüyoruz. Dolayısıyla da tekrar tekrar aynı şeyleri yapıyoruz. Aldığımız sonuçları nasıl ürettiğimizi fark etmeden yaşıyoruz.

Bu sefer farklı bir sonuç istiyoruz! Fakat bu sefer farklı bir şey yapmayı aklımıza bile getirmiyoruz…

Yeni bir ev istiyoruz, yeni bir araba, çok çok para! Ya da harika bir sevgili ya da mutlu bir evlilik yapmak! Kimisi işe girmek istiyor, kimisi sağlığını yeniden kazanmak. İsteklerimiz çok.

 

Tamam, güzel, isteyelim; istemenin sınırı yok. Fakat önce şunu düşünelim,

Daha önce yaptıklarım beni bu sonuca getirdiyse ve ben yepyeni farklı bir sonuç istiyorsam yaptığım neyi değiştirmeliyim?

Sonucu değiştirmek istiyorsak, yöntemi de değiştirmeliyiz. Nossrat Peseschkian’ın bu konudaki sözünü çok severim. Şöyle der;

“Daha önce hiç sahip olmadığın bir şeye sahip olmak istiyorsan,
daha önce hiç yapmadığın bir şey yapmalısın.”

Ben hayatın ve hayattaki her şeyin enerji olduğuna ve bu enerjilerin de sürekli olarak birbiriyle etkileşimde olduğuna inanıyorum. Bu enerji etkileşimleriyle belirleniyor her şey. Para, bolluk, bereket, aşk, evlilik, iş, her şey!  O halde istediğimiz sonuçlara ulaşmanın ve istemediğimiz sonuçları değiştirmenin yolu enerjimizi düzenlemekten ve dengelemekten geçiyor.

Fakat size isteyin, düşünce gücünüzü kullanın, doğru enerjide kalın, odaklanın demeyeceğim. Bunları diyen birçok kitap var zaten. Hepsi de doğru şeyler söylüyor. Artık “ne yapmamız” gerektiğini hepimiz biliyoruz sanırım.

Ben bu kitapla farklı bir şey yapıp size bunları NASIL YAPACAĞINIZI anlatacağım. Bence en büyük eksiğimiz bu.

Enerjimi dengeleyeceğim ama nasıl?

Frekansımı yükselteceğim ama nasıl?

Okudukça çoğalıyor zihnimizdeki “nasıl”lar. “Nasıl yapılır” çağı insanları olarak doğal olarak bir yöntem arıyoruz. İşte bu kitap bunun için yazıldı; size nasılı anlatmak için!

Tek kitapla kalmayacak elbette. İkincisi ve üçüncüsü de olacak. İlk kitabı biraz yalın tutmak, beden enerjinizle tanışmanızı sağlamak ve enerji düzeyinizi değişimleme zevkini tattırmak istedim. Çok kolay uygulayabileceğiniz ve sonucunu anında alabileceğiniz tekniklere yer verdim. Bu teknikleri uyguladıkça ve sonuçları gördükçe, enerjilerle çalışmanın ne kadar kolay ve harikulade bir şey olduğunu göreceksiniz!

Bu kitabı okurken, isterseniz doğrudan enerji terapisi teknikleri ile başlayın. Tek tek egzersizleri uygulayın ve sonuçları görün. İsterseniz de baştan sona doğru okuyup, bu tekniklerin nasıl çalıştığını, altyapısında hangi sistemlerin olduğunu keşfedin. Seçim sizin. İstediğiniz bölümden başlayıp, istediğiniz bölümden devam edebilirsiniz.

0001863988001-1.jpeg
0001863988001-1.jpeg

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Dünyayı değiştirmek, onu deneyimleme biçimimizle ilgilidir.
Meraklısına dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu konusunda rehber olmaya aday bu kitap, aslında çok katmanlı bir halk sağlığı sorunuyla tanışmamızı sağlıyor. Şimdiye kadar bu konuda yazılan diğer kitaplardan farklı olmasının nedeni ise konuyu ele alış biçiminde saklı. 23 farklı meslek grubundan 96 bilim insanı, 86 bölüme imza atarak günümüzün en sık görülen nöropsikiyatrik bozukluğunu kucaklamaya çalıştılar. Bu buluşmadaki amaç, çocukluk çağının en sık görülen nörogelişimsel sorununa ilişkin genel bir çerçeve çizebilmek, “farklı” bakışları “olağan”a çevirebilmektir. Bu transdisipliner buluşma hiçbir zaman sorunu reddetmek ve/veya indirgemek değil çok katmanlı bir durumla mücadele ederken, mevcut tüm kaynakları yeterince etkin kullanabilmek için bir yol haritası oluşturabilme çabasıdır.

 
0000000426561-1.jpeg

Pratik Enerji Teknikleri

Pars pro toto!

(her şey birde, bir her şeydedir.)

 

 

Tanıdık Bir Hikâye

 

Kilometrelerce uzakta… Tazmanya’da bir şafak vakti…

Binlerce küçük kuş, Tazmanya’daki bütün mutton kuşları, bir sahilde toplanırlar. Güneşin ilk ışıklarıyla birlikte, Tazmanya’dan Antarktika’ya doğru, yeryüzünde bilinen ikinci yuvalarına, doğru uçuşa geçerler.  Belli ki bu uçuş, içgüdüsel bir yuvaya dönüş çabasıdır.

Ancak mesafe, molasız uçamayacakları kadar uzundur ve mola verebilecekleri tek bir kara parçası bile yoktur!

Yolculuklarının bir noktasında kilometrelerce uçtuktan ve güçleri tükenmeye başladıktan sonra, içlerindeki seyir sistemi onlara varacakları noktanın çok uzak olduğu bilgisini verir ve karanlık bastığında, yine toplu halde, yorgun, tükenmiş, birbirlerine çarpıp yere düşerek, havalandıkları yere geri dönerler.

Ertesi sabah ne mi olur?

Ertesi sabah, bütün mutton kuşları yine aynı imkânsız yolculuğa çıkmak için harekete geçerler.

Çünkü evrimsel programları, öyle çalışmaktadır. Fakat yüzlerce yıllık bu evrimsel program, Tazmanya-Antarktika arası mesafenin kara kütlelerinin hareketi sebebiyle devasa boyutlara ulaştığını, uçulamayacak boyutlarda olduğunu hesaplayamamaktadır.

Mutton kuşları, bilinçli bir farkındalığa ve düşünme yeteneğine sahip olmadıkları için, bu sonuçsuz çabayı, ömürlerinin son gününe dek her gün tekrarlamaya mahkûmdurlar.

Ama siz değilsiniz…